günlük Arşiv

Sürekli Yarış

Motor gücü, sınırları zorlayan bir araca sahipseniz yandınız demektir. Böyle bir araç kullanırken (kendiniz veya babanız) her kırmızı ışık noktası bir başlama noktasıdır aslında. Şöyle ki; araç güzelce hizalanır ve yandaki araca nispet yaparcasına sert bir kalkışla yarışa başlanır. Bunun devamı da gelir aslında. Kendine yediremeyip geride kalan araç bir sonraki kırmızı ışıkta roketleme yapar.

Yastığın Uykuya Etkisi

Son zamanlarda yayınlanan film ve dizilerdeki sevişme sahneleriyle ilgili yok efendim araya yastık koymuş yok efendim koymamış, kaymış şeklinde türlü türlü laflar dedikodular dönüyor. Hani bu muhabbeti yapan da uzak değil böyle hergün yüzünü gözünü gördüğünüz abiler. Bildiğin abi hem de kanlı canlı. Ama yastığın amacı o değil hacı. Yastık, böyle yatmalık bir araçtır. Önceden

Özel Günlük Yazmak için Penzu

İnternet üzerindeki günlük kavramı başlamadan önce ajandalara, özel defterlere yazdığımzı günlüklerimiz vardı. Bu günlüklerde içimizi döker ve tüm gizlimizi saklımızı oraya yazardık. Hâlâ yazanlar mutlaka vardır ancak bunların sayısı oldukça azdır. Günümüzdeki günlük kavramında ise karşımıza bloglar çıkıyor. Burada yazdıklarımız paylaşılıyor. Özel günlük tutmak ise hem internet üzerinde çok sağlıklı değildi hem de daha zahmetliydi.

Hayattan Karelerim

Ablamı da internette sosyal bir kişilik yapma çabaları ile devam eden hayatımın bu bölümünde oldukça yorgun olduğum gözleniyor. Uzun çok uzun zamandır bu kategoride kendime ait, günlük yaşantıdan yazmamanın verdiği gaz ile şöyle kendimden milleti bir haberdar edeyim dedim. Aslında buraya günlük yaşantıdan yazmamamın tek sebebi Friend Feed ve Twitter denen icatlardır. Kendileri benim buraya

Her Bezle Temizlik Yapılmaz

Onun verdiği hissiyat başkadır. Eski don veya atletlerin onu geçtim pazen, pamuklu bezlerin aldığı toz ile onun aldığı toz aynı değildir. Eski usul ardından bir daha bir daha geçmeyi gerektirirken lafını ettiğimiz şey bir kerede iz bırakmadan alıyor tozu. Onunla toz almak insanın ömrüne ömür katar. Usandırmaz, zevk verir. Temizlik bittiğinde ah keşke bitmeseydi ne

Analar Neler Doğurmuş?

Gerek filmlerdeki kötü amcalardan, gerekse etraftaki benzerlerinden önlerinden güzel bir dişican geçtiği taktirde “off be analar neler doğuruyor” lafını mutlaka duymuşuzdur. Hatta bazen o kötü adamlar bizler de olabiliyoruz. Fakat bunun dişican versiyonu gerçekten görülmeye değer oluyor. Yoldan geçerken “vay be analar neler doğuruyor” demeleri çok acayip. Hele ki bana diyorlarsa kıyamete yaklaştığımızı bildirmek isterim

Çay Bisküvi Tadında Bloglama

Sıcacık çayı elime alıp yudumlarken aldığım zevki başka neyden alıyorum? Yanındaki bisküviyi çayın içine bandırınca… Çay bisküvi ikilisi benim için bir iskender kadar kıymetliyken çok büyük haz alırım. Kimileri bandırma işlemine karşıdır fakat zevk bu noktadadır. Daha kısa pantolon giyip mahalledeki dişicanlarla evcilik oynadığımız zamanlarda Yonca Evcimik “bandıra bandıra ye beni” demişti. Hangi bisküviyi görsem

Sakar Bir Kişicandan itiraflar

Elimi, ayağımı, kolumu, oramı ya da buramı masaya, duvara veya herhangibir yere çarptığım zaman müthiş bir acı hissediyorum. Eğer ortamda başkaları varsa bir çıtırtım bile çıkmaz. Ama kimse yoksa ağlarım bile 🙂 Hiç unutmam az önce ayağımı daha doğrusu dizimi şiddetli bir biçimde masaya çarpan ben duyduğum büyük üzüntüden dolayı gözlerim doldu. Evet yalan söylemeye

Cumartesi Klasiği

Klasik bir cumartesi gününü hemen birazdan geride bırakmanın üzüntüsü içindeyim. Şayet bir gün daha gitti ömrümden. Günün başlangıcı uyanmakla geçti zaten. iş yerinde birkaç saat boyunca esnedim. Geceleri kod yazarsan böyle oluyormuş demek ki, bunun da farkına vardım. Allah beterinden saklasın. Öğle saatlerinde ise bol bol internet üzerinde gezindim durdum. Ayrıca RSS okuyucumda okunmayan ileti

Hacı Amcalar

iri sakallı yaşlı Hacı amcalar vardır. Bu amcalar pek çok mekanda görülebilirler. Genelde kösele ayakkabı giyerlerken sürdükleri mis de parfüm mertebesindedir. Ayrıca bir fesleri muhakkak vardır. Genelde ya Kayserili ya Ispartalı ya Karamanlı ya Konyalı ya da Yozgatlı’dırlar. Dışarıdan göründükleri gibi katı değillerdir. Pamuk gibi yumuşak kalpleri vardır. Konuşmayı da çok severler. Hatta konuşurken karşısındaki