Archives for Ocak 2011

Birisi de Çıkıp Uzmanları Durdursun

Televizyonda her gün kendini uzman ilan eden bir başka insanla tanışıyoruz. Son iki yıldır artış gözlenen bu olaya da kimse çıkıp müdahale etmiyor. Bu tarikatın sayısı da gün geçtikçe artıyor. Saat 14’te açın kadın programlarını; hepsinde en az bir tane “uzman” yer almaktadır. Bunların aslında olumsuz yanı çoktur, artık bıktırmıştır.

Ben babamın hayatını iki zaman diliminde inceliyorum mesela. Ahmet Maranki’den öncesi ve Maranki’den sonrası diye. Uzmanlara her insan böyle tamah ediyorsa ülke olarak sıçmışlığımız vardır aynı kaba. Neymiş efendim “Maranki çaya şeker değil bal at diyor”, “sabahları maydanoz suyunu sıkıp içine limon at” gibi çok gereksiz şeyleri öngörüyorlarmış. Çaya şeker atmak vücuttaki bilmem nereleri öldürüyormuş, içinde istenmeyen maddeler varmış… Babamın babannesi var hala yaşıyor 100’üne merdiven dayamış ve halen çayına kaşık kaşık şeker atıyor. Yıllardır da atmış ve ayakta. O zaman ben buna uymam kimse kusura bakmasın.

Hayatımızın her noktasına müdahale eden bir uzman varken hiçbir şey yapmamıza gerek de yok zaten. Sabah kalkalım uzmanların söylediği şekilde uyuduktan sonra ve yine uzmanların belirttiği şekilde kahvaltımızı yapalım. Sonra televizyonu açalım mutlaka bizi bir uzman karşılar. Sonra öğle yemeğini uzman tavsiyesinde, sevgiliyle buluşmayı, etkinliklerde bulunmayı da uzman tavsiyesinde yaparak günü tamamlıyoruz. Kız arkadaşı da uzmanlara göre seçmek gerekiyor tabi. Ha bunlara para lazım diyorsanız onda da uzmanlar mevcut.

Bu kadar uzmandan annem de nasibini almış ki “kızartma yersen uzmanların dediğine göre…” ve buna benzer çok şeyde aynı sözleri sarf ediyor. Gerçekten artık sıkıldım, bıktım, yeter! Televizyonda her uzman gördüğümde saydırmaktan kendimi alamaz oldum, sayelerinde terbiyem bozuldu.

Telefonsuz İnternet Gelecek Diye Boş Hayaller Kurmuşuz

Aylardır birçok tanıdığım telefon hattı açmaksızın sunulacak olan internet hizmetini almak için beklemedeydi. Boşuna beklenilmiş aslında. Tahmin edip TTnet’in de her tekel firması gibi millete kan kusturacağını ona göre akıl vermeliydim. Okuduğum habere göre normal tarife ücretinin dışında 15 TL ekstra ücret ödenmesi gerekiyormuş. Şimdi ne anladık ki biz bundan? Normal telefon hattıyla kullanımda telefon için 19 TL sabit ücret ödüyor, üstelik belli saatlerde ücretsiz görüşme de yapabiliyoruz. Bunun dışında da sadece internet tarife ücreti ödeniyor. Yani işin özeti TTnet diyor ki; “biz kazığı geçirmeye devam ediyoruz, yiyemeyecek olan varsa gelmesin”.

Bir Saat Sonra Ölecekmiş Gibi Davranmak

Candan Erçetin ne kadar da güzel söylemiş şarkısında “dünyada ölümden başkası yalan” diye. Gerçekten de böyledir ki yaş, cinsiyet, ırk fark etmeksizin herkesin eninde sonunda geleceği gerçektir ölüm. Tabi böyle ölüm deyince ürpertici oluyor biraz ama Cem Yılmaz’ın ölüm ile ilgili yaptığı esprileri aklımıza getirerek sanırım biraz rahatlayabiliriz. Ama yine de tedbiri bırakmayıp biraz hazırlık yapmak gerekiyor.

Az önce düşündüm; bir saat sonrasına kimsenin garantisi yok. Neleri bırakacağımı ve nasıl bırakacağımı. İşin maddi yönünü geçtim internet yönüne geldim. Gerçekten iyi yatırım yapmışım internete. Tüm her şeyim internet hesaplarımda. Peki bunların şifreleri kimde? Tamamı bende. İşte bu yüzden değişik kişilere değişik hesaplarımın şifresini verme kararını aldım. Tabi içlerinde kimsenin ulaşmasını istemeyeceğim içerikleri kalıcı olarak yok ederek. Lazım olur belki diye bulundurduğum şeyler de dahil buna. En basitinden cep telefonu pin kodum, internet sayfalarımın bilgileri, sosyal ağ hesapları vs. Aslında bakınca ilk başta hepsi abartı geliyor ama değil.

Mesela banka hesabıma ulaşmak için cep telefonumdaki şifre programını çalıştırmak gerekiyor. Bunun için de pin kodu 🙂 Sitelerin hayata devam etmesi için FTP/panel bilgileri host şifreleri hesap şifreleri gerekiyor. Finansmanı bankadan sağlanacak olan siteler için her ikisi de lazım.

Bunun yanında e-posta hesapları da var tabi. Kullandığım iki e-posta hesabımda da muazzam mesajlar, bilgiler yer alıyor. Bunlara da ulaşmak için şifreleri… Yine aynı hesaplar içinde kimlere borcum, kimlerden alacağım olduğu da yazıyor ki benden sonra insanlar kavga etmesin.

Yani işin özeti bir kripto hazırlıyorum. İçerisinde hesapların şifreleri, kimlere devredileceği, devretmeden önce içerisinden nelerin silineceği gibi geniş bilgilerin olduğu bir dosya olacak. Bunu da bir dişicana emanet edip hayata devam edeceğim 🙂

Yeni İnönü Stadı

Mevcut İnönü’nün yıkılmasına nihayet onay çıkmış. Geç kalınmış olsa da yüreklerimize su serpti. Galatasaraylılar ıslıkladı bizim neyimiz eksik diyordum kendi kendime. Nihayet bize de bu fırsat doğdu. İşin şakası bir yana yeni stadımız 45bin kişilik olacak diyorlar. Yapmışken 50’ye düzleseydik, hem hesaplaması da kolay olur her şeyi. Yeni stadımız aşağıdaki gibi olacak diyorlar. Bilmem yalan bilmem doğru.

Bardak İnadı

Bizim iş yerinde uzun süredir kullandığımız çay bardaklarımız var. İyice eskimişler; dışından bakınca içindeki şeyin ne olduğunu seçmek çok zor. Dibi de kalın olunca ağır tabi insanı yoruyor. Dedik ki biz bunları gözden çıkaralım, gelen gidene hep bunda çay ikram edelim, kırılırsa önce onlar kırılsın. Demez olsaydık keşke. Bu bahsettiğim bardaklar iki tane yepyeni bardak takımını yuttu da bana mısın demedi. Üstüne kaç tane bardak kırdığımızı hiç söylemeyeyim bile. O kadar dengesiz ki yere düştü yine kırılmadı. Ben ömrümde böyle inat görmedim, bardak inadı. Bardağa karşı içim çok dolu boşaltmak istedim.

Ücretsiz Flash Dosyaları

Flash siteler eskisi kadar ön planda olmasa da uygulamalarla artık dikkatleri topluyor. Birçoğumuz tasarımlarında, projelerinde flash öğelere ihtiyaç duymakta. Logo, site taslağı, vector gibi konularda ücretsiz flash dosyalarını bulabileceğimiz Flash Village ihtiyaç duyduğumuz flash dosyalarını bize sunmaya çalışıyor. Önizleme yapabildiğimiz sayfadan birçok flash eğitim içeriğine de ulaşılabiliyor.

Annemle Alışveriş

Pazar günleri AVMlerin çok yoğun olması en sevmediğim şeylerden birisidir. Bir de yağmur yağmışsa eğer adım atacak yer bulamıyoruz. İşi olan da olmayan da geliyor. Halbuki AVMler yokken işi olmayan evinde otururdu. Zaman bozdu bizi. Bunların ötesinde bizimkileri de bozdu. Mesela annem… Annemle alışverişe çıkmayı hiçbir zaman sevmemişimdir. Tek nedeni de kendini kaybetmişcesine tüm reyonlara bakmasıdır, tüm mağazalara girmesidir.

aman bu tişört iyiymiş, yok efendim bu kazak modaymış alayım mıymış…

Neticesinde bu söyledikleri alınmaz. Gerçi hakkını vereyim dün mucizevi bir şekilde baktığı 100 tişört arasından bir tanesini alma başarısını gösterdi. Giyim mağazaları dışında market bölümlerinde de bütün reyonların ürünlerine bakılır, gayrı resmi sayımı yapılır en ucuzları bilinir.

Özetle annemle alışverişe gittiğim taktirde saatler bir bir geçiyor ömrümden.

Bu Hafta En Çok Dinlediklerim

Son günlerde birbirinden güzel şarkılar bizlerle buluştu. Müziği ben de çok seven insanlardan biriyim ve yabancı müzik yerine Türkçe’yi tercih edenlerdenim. Albümlere bakım aralarından güzel bulduklarımı seçiyor ve ona göre de çalma listesi oluşturuyorum. Genelde güncel şarkılardan oluşuyor bu liste. Bu hafta en çok dinlediklerime gelince şöyle bir sıralama ile size sunmam mümkün.

  1. Soner Sarıkabadayı – Seveni Arıyorum (yeni çıkmasına rağmen ilk sırada)
  2. Cüneyt Tek – Nazar Boncuğu
  3. Aşkın Nur Yengi – Bekleyenim Var
  4. Sıla- Boşver
  5. Sıla- Kafa
  6. Aşkın Nur Yengi -Öpeyim Geçsin
  7. Tarkan – Acımayacak ( Gurcell Club Mix )
  8. Melih Görgün- Sen Benim Canımdın
  9. Yeşim Salkım – Deliler Gibi
  10. Ziynet Sali – Dolaşayım Damarlarında

Anlıyormuş Gibi Davranmak

Bazen karşındakini anlamasan bile anlıyormuş gibi davranmak çok önemlidir. Ben çok sık yaparım mesela bunu. En son dün akşam iri yarı devasa boyutlarda Norveçli bir amca geldi. Önce İngilizce konuştu anlaştık ama sonrasında Almanca ve diğer dillere yönelince sadece ara kelimeleri seçerek anlıyormuş gibi davrandım. Sonuç olarak 15 dk gibi bir süre boyunca hiç susmadan konuşan bey amca mutlu oldu ben de sıkıldım. Anladıklarım ise bu amcanın Norveç’te restorantları varmış ve kapatmış. Zamanında komandoymuş. Ben yedim mi yemedim tabi.

Bu sadece bir örnekle geçilmez, çoğu zaman kız arkadaşına, arkadaşına, annene, babana aklına kim gelirse ona da aynı şekilde davranabiliyorsun. Hayat böyle akıcı işte.

İktisaçılar Terimlerle Konuşur

Şu ekonomi kanallarına çıkan kıla benzeyen iktisatçıların veya uzmanların teknik terimle konuşması beni her zaman endişe içerisine sokmuştur.  Bilmiyoruz ya sallayıp duruyorlar gibi geliyor bana. Mesela “rasyo” deyip durur bu keratalar. Sanki bunun yerine oran dese vücudundan organları çıkar. Vatandaşın anlayacağı dilden konuş, gel kalbimize gir. Bir de bu kanalları sabahtan akşama kadar izlemek zorunda kalıyorsanız benim gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya gelmeniz an meselesidir. Neyse ki bir iki haftadır ne dediklerini anlıyorum da sorun yok SPK.