Son günlerde kafayı araba ile piyasa denen şeyi yapanlara takmış durumdayım. Bardağı taşıran son damla ise akşamki BMW idi. Siyah, yeni kasa, 5 serisinden bir BMW ve içindeki gençlerin maceraları izlenmeye değerdi. Akşam kurs dönüşü aynıı arabayı trafikte görmüş bir hayli de gülmüştüm hani. Kafasını dışarıya iguana gibi çıkartıp, koçmar gibi sallayan gençleri görmekteydim. Hani Şahin, Doğan, Brodway kaldırır bu tür hareketleri de BMW kaldırmazdı, ondan çok tuhafıma gitmişti. Neyse efem aynı araç gecenin bir vakti büyük bir sesle evin önündeki kaldırıma çıkmayı başarmış ve beni uykumdan etmişti. Ayrıca arabanın plakası da 38 ile başlıyordu 😀

O değil de motorsiklet ile şov yaparken gidip belediye otobüsüne çarpan delicanlara ne demeli. Zaten evimizin önündeki kavşak ve bulunduğumuz  cadde drift, drag gibi yarışlara çok elverişlidir. Mesela bir dönel kavşağımız vardır, belediyenin çiçekleri sularken yola döktüğü su ile kayganlaşınca da tam bir drift merkezi haline dönüşüyor. Gerçi şimdiye kadar hasarsız kurtulan olmamıştır. Bir defasında vatandaş ileriden hızını alamayıp binanın altındaki bankaya giriyordu az kalsın. Ben diyeyim 5 siz deyin 3 cm kalmış yani, o derece.

Bir de araba kullanmayı hala beceremeyip inat eden dişicanlar vardır ki bunlar genel de aklını yitirmiş trafik canavarları halinde karşımıza çıkabilirler. Yolun genelde solundan giderler ve eş zamanlı olarak km ibreleri 40’dan yukarıya da çıkmaz. Arkasındakileri fitil ederken sağından geçenlerin geçiş anında dişicana bakıp bağırıp çağırmaları izlenesi sinematik olaylardandır.  Tabi bu tür olaylara benim pek karıştığım söylenemez. Bir iki defa ikaz ederim olmuyorsa dibine kadar girerim, nihayetinde eşek değil ya kenara çekiliyor.

Son zamanlarda elektrikli bisikletler türedi. Çin malı olup sessiz ve sinsice çalışıyorlar. Düz yol için altın mahiyetindedirler. Ancak çevredeki babacanların hayatlarında hiç yeni birşey görmemiş gibi bakmaları öyle böyle değildir. Genelde dişicanlar kullanmaktadır bu aletleri. Pazar alışverişi için birebirdir.

O kadar yazdık, yayalara da değinmezsek çok ayıp olur. Yayalar aslında her daim kaldırımda yürürken tehlikede olduklarını bilirler. Çünkü o kadar manyak sürücüler vardır ki fantazi olsun diye arabayı kaldırımda kullanırlar. Evet evet, yaparlar bunu daha dün karşılaştım. Ancak yayalar da işin dozunu bazen kaçırabilmektedirler. Mesela karşıdan karşıya geçerken yolun ortasına kadar gelip arabaların geçmesini bekler. Sürücü de “bre manyak eceline mi susadın sen” diye bağırmaktadır. Böylesi bir cesareti elbette biz Türkler’den başkası gösteremez. Turistler ile içli dışlı olduğumuz için daha iyi ayırt etme şansına da sahibiz. işin komik yanı geçen gün yayalara kırmızı ışık yanarken bir babacanın karşıya geçme çabası içindeyken turistlerin beklemesi ve babacanın “saf bunlar ya, neyi bekliyorlar burda” demesi katıla katıla gülünesi kesitlerdendir.

Son olarak bugün istanbul Park’da F1 sezon yarışı için antreman turları başlıyor. Geçen sene Hakan görevliydi bu sene de öyle mi bilmiyorum ama gerçekten gitmek lazım. Motor seslerini duymak ve kulakların pasının silinmesi lazım. Yarın sıralama turları ve pazar günü de sezon yarışı var. Evet sabah sabah aktaracaklarım bu kadar görüşünceye dek pai 🙂

Author: Hamdi Yaman

1987 yılında gözlerimi açtığım şu küçük dünyada 2006 yılından bu yana blog yazıyorum. İnternet dünyasının bugünü ve yarını hakkında her zaman ilgili olmuşumdur.

5 comments

Ben son zamanlarda nedense hep bayanların el-kol işareti yapıp küfür ettiğine şahit oluyorum =/ Hatalıysa da el-kol yapıyor , hele haklıysa çıkıp kavga edecek =D

😀 gene güldüm sabah sabah ya.Birde f1e nasıl gideceksin en ucuz bilet 90 ytl olup denizliden istanbula gidiş dönüş en az 70 ytlye mal olur.Artıı:p yeme içme ve diğerleride cabası

trafikte bu kadar gözlemi yaparken, sende bi yerlere girmedin değil mi hamdi 🙂

trafik canavar kaynıyor..dişican babacan farketmiyor:)) tabii sonuç olarak da bazen komik manzaralar da çıkıyor ortaya…can çıkmasın da:))

Bir cevap yazın

*