Yastığın Uykuya Etkisi

Son zamanlarda yayınlanan film ve dizilerdeki sevişme sahneleriyle ilgili yok efendim araya yastık koymuş yok efendim koymamış, kaymış şeklinde türlü türlü laflar dedikodular dönüyor. Hani bu muhabbeti yapan da uzak değil böyle hergün yüzünü gözünü gördüğünüz abiler. Bildiğin abi hem de kanlı canlı. Ama yastığın amacı o değil hacı. Yastık, böyle yatmalık bir araçtır. Önceden benim onun üzerine başımı koyduğum daha sonra manyaklaşıp kafamın üstüne aldığım şimdilerde ise eski haline geri döndürdüğüm, yumuşak birşeydir. Konuyu dağıtmadan da asıl mevzuya gireyim. Psikolojik midir yoksa gerçekten faydası var mıdır bilmem? Ancak kafamı yastığın altına alıp yattığım zamanlar bir araba dayak yemiş gibi kalkarken kafamı yastığın üzerine koyunca daha mutlu ve dinç kalkıyorum. Tavsiye bile ederim o derece. Neden yazdım şimdi bunu? İlgili kategoriyle hasret gidereyim diye 🙂

İlginç Biriyim Vesselam

Kendimde ilginç bulduğum şeylerden birisi de sağdan soldan gelen eşantiyonlara çok mutlu olmamdır. Yaptığımız iş gereği çeşitli firmalardan ajanda, kalem, blok not kağıtları, bardak vs. hediyeler alıyoruz. Tabi gelir gelmez hepsine el koyuyorum. Ama dün çekmecelerimi kurcalarken farkına vardım ki bu hiç iyi birşey değil. 2007’den kalma sıfır km ajandalar var. 2008,2009 ve sırada 2010. Neyse ki 2010 ajandalarını kullanıyorum 🙂 Ama öncekileri ne yapacağımı hiç bilmiyorum. Blok not kağıtlar da aynı şekilde. Sabah masalara dağıtım yaptım onun da çözümünü buldum. Sanırım bir daha böyle birikimler yapmayacağım. Ha bardakları da unutmayalım. Değişik markaların bardakları var. Sabah çayını farklı bir markada, 5 çayını da farklı bir markada, tabi ara çayları bambaşka bir markanın bardağında içiyorum. Farklı duygular yaşatıyor bu bana 🙂

Bir diğeri de arabaların mazot kokusunu pek sevmemdir. Benzin o kadar olmasa da mazot çok hoştur. Tabi yeni araçlardan çıkan mazot kokuları oldukça kötü düzeydedir. Nedeni ise çevreye daha az zarar vermeleridir. Eski kamyonetler çalıştığında dışarı çıkan koku eşsizdir.

Yeni Nesil Yılbaşı

Öncelikle yeni yılın ilk yazısından herkese merhaba. Bu yılın cümlemize olumlu etkiler yapmasını diliyorum. Yeni yıla her yıl olduğu gibi bilgisayarın başında girdim yine. Bu seferki bilgisayarım büyük değil aksine birazcık ufaktı 🙂 İlk önce piyasada bir tur atıp kendi varlığımı hissettirdim. Ardından da fazla geç olmadan saat 22 sularında eve kesin dönüş yaptım. Ve tabi ki NTV’deki programı sonuna kadar izledim, kaydettim.

Bilgisayarın başındaydım derken, FriendFeed başta olmak üzere bazı mecralarda takıldım. Sohbet ortamlarına girdim akşam akşam. Kestanemiz ve patlamış mısırımız vardı hamd olsun. Onların verdiği gazla NTV’deki programı bir güzel izledim. Bu yıl başında en güzel program NTV’deydi. Annem her ne kadar ATV’den yana çıksa da hükümet kanalıdır, benim siyasetle işim olmaz deyip inadımı sürdürdüm.

Sonra da havai fişekler, dışarıdan gelen sesler filan oldu. Ben o sırada Discovery’de mega inşaatları izliyordum 🙂 Valla o daha ağır bastı maalesef. Saatler ilerleyince de biletimi kontrol edip uykuya daldım. Bileti merak edenler için söyleyelim Ferrari alma niyetimizi biraz daha erteledik 🙂

Bugün de işyerindeyim ve çalışıyorum. Oldukça durgun,havanın kapalı olduğu, sanki bir pazar günündeyiz hissiyatı veren ilginç gümlerden birisi. Tatil diye vatandaş da sokaklarda görünmüyor. Bugün bizzat kendim faydalı bir iş yaptığımı da söyleyemem. Ama akşam diyoruz ki gidelim playstation’da PES 2010’da şöyle bir şov yapayım.

Bu yazıyı yazma sebebimi de söyleyeyim. Efem, malumunuz yazı şeklini, şemalini değiştireceğimize dair söylentiler vardı. Ayrıca kategorilerde de değişiklik olacak. Belki hepsi alt üst olacak ama “Benim Dünyam” kalacak. Malum buradaki yazılarıma değer veren ziyaretçiler var. Ara ara yazacağım günlük olan bitenle ilgili şeyler.

Güneşliğe Düşen Cisimleri Almada Etkin Yollar

Evden aşağı düşen düşerken işyerlerinin güneşliğinde mahsur kalan cisimlere dairdir bu yazdıklarım. Ayrıca çok sık bu olayın gerçekleşmesinden dolayı bir de isyandır. Şöyle ki; şu ana kadar birkaç çif erkek çorabı, havlu, yolluk, çok sayıda kap kacak ve birinci dereceden temizlik malzemeleri ve dün son olarak da ampül. Ampül deyip geçmeyin o kadar metrajdan düşüp kırılmaması bir mucizedir. Bu tür maddeleri güneşlikten almak için şimdiye kadar birçok düzeneği denemiş biri olarak kendimi konuda uzman saymaktayım. Birkaç tavsiyem de var.

Continue reading

Bahanelerim

İki gündür yazı yazmamam için elzem sebeplerim vardı. İlki üzerimdeki anlayamadığım tembellikti. İlginçtir ki ne zaman bilgisayarıma format atsam üstüme bir ağırlık çöker, bir tembellik gelir. Şu sıralar da bu işlemi sıkça yaptığımdan ötürü anlatamayacağım kadar bir tembellik var üzerimde. İkincisi de hava muhalefeti. Cumartesi akşam mesela internet gidip gidip geldi. Vodafone 3G’yi taktım bu sefer elektrik gitti. Netbook’u açtım onun da şarjı bitti 🙂 Yani tam bir komplo içindeydim o akşam.

Continue reading

Kara Kutu

Geçen hafta şahsıma münhasır bir paket gelmiş. Paketi babam açtı. Siyah bişi. Üzerinde dokunulası bir dalga da vardı. Parmak izinden bahsediyor. Basmakla basmamak arasında gidip gelirken babam dokundu. Bir dişican ismimi çığırdı. Fark-ı Titreşim’den bahsetti. Yeni titreşimli bıçakların farkına varacağımdan bahsediyordu dişican. Şu ana kadar aldığım en orjinal kutuydu. Ayrıca büyük hissettiğim için açtım da. Kutunun içinde bir not. Onu yanında tıraş malzemeleri. Ha bir de oyun oynayacakmışız birlikte. Oyun hakkında bir bilgim yok şimdilik. Geldikçe birlikte tartışacağız. Unuttum, kutu Gillete’den gönderilmiş. Tıraş deneyimini ise babam yaşadı. Kendisinden orjinal bir deneyim beklerken söylediği tek şey  “cep telefonunun titreşim dalgasını buna takmışlar, iyi de oldu onlar yapmasaydı ben yapacaktım” oldu.

Küçüklüğümden Beri Hastası Olduklarım

Küçüklüğümden bu yana böyle ekşınlı boş zaman öldürücü işleri pek bir severim. Mesela takır tıkur her tarafı delen delici iş makinelerine ya da diğer iş makinelerine oldum olası hastayımdır. Çocukken mahallemizde bol tamiratlı yerler vardı. Buralarda çalışırlardı. Ben de o akustiği müthiş bir hayranlıkla izlerdim. Şimdi bile görsem gidip birkaç dakika izlerim ve işime ondan sonra devam ederim. Tabi tek yönü iş makineleri değil. Polislerin çevirme yapmasına da bayılırım. Çok şükür evimiz işlek bir caddede ve burada haftanın birkaç günü mutlaka çevirme yapılır. Çevirme yapılan günler benim mutlu günümdür. Atarım bir sandalye biraz da çekirdek balkona ve saatlerce izlerim. Hele bir de kavga varsa tam kapalı tribün oluştururum. Onu geçtim düğün konvoyu, takım fark etmeksizin maç konvoyları veya ambulansların geçmesi de ayrı bir heyecan uyandırır bende.

Galiba Sıyırdım

Gece hayırlara vesile bir rüya gördüm. İçerik -18 idi. Şöyle ki; doğum günü vakti geliyor benim için. Bir bayan dişican ile başbaşa tavla oynuyoruz ki bu arkadaş tavladan anlamaz, yanından bile geçmez. Sonrasında doğumgünü için güzel bir tişört hediye ediyor. Hediye alıp bakıyorum ama aklımdan ilk geçen, bilgisayarın tarayıcısından okutup desenlerinden WordPress teması yapmak. Bir hışımla uyandım, bir beslemele çektim, elimi yüzümü yıkadım. Düşündüm ve en sonunda hafiften sıyırdığım kanısına vardım. Sizce?