2007 Değerlendirmesi (Kendi Eksenimde)

Koskoca bir yılı yine geride bıraktık hep birlikte. Yeni yıla da büyük beklentilerle giriyoruz. 2007’nin artık son demleri ve 2008’e de az kala… Mutlaka acısı ve tatlısıyla birçok olayı daha hafızalarımıza yerleştirdik. Aslında şu ana kadar yazdıklarımdan daha farklı bir yazı olacak bu. Daha önce kendi kendimi pek muhasebe etmedim ya da yıl sonu envarterimi çıkartmadım. Yazının konusu 2007’nin benim açımdan nasıl geçtiğidir. Dün okudum gazetede yıl sonlarında kendimizi muhasebe etmek için iyi bir yöntemmiş. Bakalım nasıl olacak 🙂

Daha fazlasını oku

Hayatın Akışı

Bu aralar host sponsorum ile aramızdan su sızmıyor desem yeridir. Kendisi ile yemediğimiz halt kalmazken, gecenin bir vakti nargile mekanından çıkıp azıcık da sapıtaraktan çorbacıya doğru ilerlemek pek hoş oluyor. Bu gruba kokoreç anılarımın en güçlü kahramanı Yiğit de eklenince evlere şenlik manzaralar ortaya çıkabiliyor. iskele yolundaki barlar neden köpek beslemektedirler sorusuna cevap ararken o köpeklerden birisi her an üzerine atlamak için fırsat kollamaktadırlar. Korkudan gazı kökleyip virajı ufacık motosikletle tır gibi almak da bu durumun vazgeçilmezidir. MOBESE denilen kameralara el sallamak da başka bir keyif veriyor insana 🙂 Çorbacıda ise paça ve dil çorbası içilmezse çok büyük bir terbiyesizlik olur.

Daha fazlasını oku

Ramazan 2007 Serisi-2

Birkaç gündür blogumu unutmuş, sadece yorumları onaylamak için girmiş, geç kalkmamdan dolayı güne hızlı başlangıç yapmış ve bunun gibi nedenlerden ötürü de yazı giremedim. Hatta giremediğimin farkına da bugün vardım 🙂 Salı günü yaptığımız haber turunu askıya alıp yazacağım makeleleri de şöyle bir kenara aldım. Zaten yazmaya fırsatım da olmadı hiç. Sabahları geç kalkıyor, akşamları ise iftardan sonra genelde dışarıda olduğum için eve geç geliyorum, hemen arkasından da yatağa atıyorum kendimi. Ama bütün bunlar bir yere kadar 🙂

Daha fazlasını oku

Yeni Üst Resim ve Kilosal Gelişmeler

Sonbahara girdiğimiz şu günlerde sitemi de mevsim normallerine çekmek için elimden gelen çabayı göstermeye çalışıyorum. Uzun süredir aklımda olan üst resmi değiştirme olayı gerek halet-i ruhiyemin dibe vuruşundan gerekse vakit bulamamdan dolayı bir süredir erteleniyordu. Dün biraz vakit ayırıp birşeyler yapmaya çalıştım. Haykıran vatandaşa gelince her ne kadar beni temsil ediyor desem de herifin enini, boyunu kendime göre bir türlü ayarlayamadım 😀 Azıcık uzun ve çalı tipli oldu ama nihayetinde resimdir. ilerleyen günlerde bir de duvarkağıdı çalışması gelebilir bu mevsimle ilgili. Gelelim günlük hayatımıza…

Daha fazlasını oku

Günlerden Pazar…

Bu Pazar gününü diğerlerinden oldukça farklı bir biçimde geçirdim. Önce saatin 12’sinde yaptığım kahvaltı ile başlayalım. Pazar günlerinin en güzel tarafı geç kalkmak ve kendime izin vermiş olmam. 12’den saat 2’ye kadar CSS kodu yazdım ve sonrasında maceramız başladı Eren ile birlikte. Daha önceden planladığımız gibi motorlarımızla Kale’ye çıkacaktık. Nitekim öyle de oldu; çıktık kaleye… Sakin bir yerde mola verdik ve denize karşı birkaç fotoğraf çektik yüksek surlardan. Fotoğrafları merak ettiyseniz yeri gelmişken belirteyim; artık çektiğim fotoğrafları şurada ifşa edeceğim. Dün çektiklerim de işte tam şurada. Öhöö (öksürük şeysi), tam surlarda yani şurada dururken; bizim gibi birkaç genç kişican yanımızdan geçer. Ve bir tanesi “burayı yeni yapmışlar galiba” der. Bu andan itibaren Eren ile birbirimize bakışıp gülümsemelerimiz kahkahalara dönüştü. Arkasından espriler geldi. “Tabi tabi yeni yaptılar, hatta betonu Alanya Hazır Beton döktü” gibi gülmemizi çişimizi getircek aşamaya kadar artıran laflar dolaştı ortamda. Bu arada insanın gülerken neden çişi gelir hala anlayabilmiş değilim 😀

Daha fazlasını oku

Sıradan Bir Gün Değil!!!

Emesen, kimine göre mesene; işiniz olmadığı zaman hiçbir hata vermeyen, çatır çatır çalışan, dıng dıng yanıp sönen fakat ne hikmetse işiniz olduğu zaman “servis uygun değil”, “sistem dosyası hatası” diye hata veren bir merettir kendileri. Zaten dosya göndermek ayrı bir işkence. Siz dosyayı gönderirsiniz fakat karşıdaki bilgisayar onu görür mü görmez mi bilinmez. Hayır bu olayların bir de akşam yaşanması ayrı bir sinir katıyor insana. Akşam tam önemli bir görüşmemin olduğu esnada (bir dişican ile fakat iş için :)) MSN zırt diye gitti sonrası ise bağlanma çırpınışları ve hüsran ile devam etti. Tabi Bill Gates ve bu MSN’yi çıkartan babacanlar ile yakın akrabalık sınırlarına girdim :). Neyse ki Gmail var, onun da içinde Gtalk var oradan devam edebildim görüşmeme. Değilse bir daha emesene girmeyebilir, tüm hesaplarımı iptal edebilirdim. Bu yazıyı yine sabahın köründe yazıyorum fakat bugün yalnız değilim. Bugün bir mucize, tarihi bir olay olarak Yiğit de bana eşlik ediyor. Onu da deli kovalamış olacak ki sabahın köründe WordPress ile sevişiyor. Benden arada yardım istiyor kerata ama bakmıyorum bile, seviş kendin diyorum :D. Hayır sabah sabah WordPress ile cebelleşilir mi anacım, çarpılırız mazallah. Bir de bir seslenişte bulunmak istiyorum Erhan‘a; “Erhan Bey, sitenizi acilen yayına sokunuz değilse MSN adresimin başlığına Yakuter 7/24 Yönlendirme servisi yazacağım” :D. Adam tam şarapçı oldu çıktı, içmekten sitesine bakmıyor (: Evet, bugün cumartesi yani yarın pazar. Ohh be haftasonu geldi diyorum fakat haftasonu çalışacağım maalesef 🙂 Hmms bir de bugün Mart aynın 17. günü. Bugün özel birşey var, bugün özel bir gün sanırım… Bugün en cici dişicanlardan birinin; ablamın doğum günü. Kendisi dünya yaşam serüveninde yeni bir tecrübe yılına daha girdi. Bu başarısından dolayı kendisi kutlar, sevdikleri ile geçireceği daha nice yılların varolmasını temenni ederim (kesinle belediye başkanı olmalıyım :D).

Hayattan Derleme

Ankara’dan geldikten sonra birkaç gündür bir yoğunluk aldı başını gidiyor. işin birini yapıyorsunuz başkası çıkıyor derken günlüğe birşey karalayamamışım :(. ilk önce Ankara seyehatimden bahsetmek istiyorum. Efem gayet hoştu, detaylı yazısını ve fotoğrafları Yiğit getirirse sizlerle de paylaşacağım :D. Enteresan ülkemizde gün geçmiyor ki yeni bir olayla karşılaşmayalım, hayretler içerisinde kalmayalım. Dün gazetede okudum, vatandaşın birisi kap-kaç olayına karşı yeni bir sistem geliştirmiş.Cep telefonu büyüklüğünde bir cihaz yapmışlar ve bu cihaz uygulandığı kişiye 150 voltluk elektrik veriyormuş :D. Hmm tamam hoş da icabında bu cihazı, tombiş, yürürken hemen yorulan, hışıl hışıl eden teyzeler de kullanacak ve teyzecan o aleti çıkarmadan kap-kaçcı arkadaşlar olayı büyük bir profesyonellikle halledeceklerdir :). Dün akşam internetin çok yavaş olduğunu yeniden hissedip TT’nin hız ölçme şeysinde boyumun ölçüsünü aldırdım. 256’lık bağlantı hızım ayaklar altında olup sadece 179’da kaldı. Bu durumdan sonra sinirlenen ben, birkaç Telekom yanlısına fırça/küfür savurmak için aradım 444’lü numarasını. Denyolar korkup telefona bile bakmadılar :D. Neyse yakındır bizim de söylecek birşeylerimizin olacağı günler. Şu yolda erkek arkadaşı ile tartışarak yürüyen dişicanları da hayret ve ibretle seyretmekteyim. Dün dışarıdan ince bir ses geldi ben bilgisayarım ile bütünleşmişken. Çıkıp baktım ki bir dişican elinde telefon birilerine bağırıyor ama o biçim. Azıcık dinlediken sonra anladım ki erkek arkadaşı ile kavga edyorlar. Anladığım kadarı ile kişican bu kızımızı otobüste bir olaydan dolayı rezil etme başarısını göstermiş, dişican da şimdi fırçayı atıyor tabi :D. Hmm bu arada unutmadan sitenin bazı bölgelerine “google adsense” reklamlarını koyduk. Fazla birşey kazandırmasa da günlük ekmek paramız çıkıyor şimdilik :D. Yazımı birkaç uyarı ile bitirmek istiyorum, arkadaşlar önceden de hatırlattığım gibi burası kız tavlama mekanı değil, arkadaşlık sitesine benzeyen bir yeri yok, MSN adreslerinizi kendinize saklayınız lütfen, burada arkadaşlık kurabileceğiniz dişican/kişican arkadaşlar yok. Lütfen yorumlarınızı daha bir itina ile yazınız. Çünkü mail adresinizi yorum içinde yazdığınız taktirde yorum onaylanmıyor. Fakat hala diretip buranın arkadaşlık sitesi olduğuna inanıyorsanız kendi keyfiniz bilir, siz yazarsınız ben silerim :D.

Yeniden Şehir Dışındayız

Yine blogumdan, sizlerden birkaç günlüğüne ayrılıyorum. Sebebi çok mühim olup, hayırlı bir iş olduğu birçok kişi tarafından desteklenmiştir. Efem gidiş istikametimiz eğer giderken otobüs şöförü uyumazsa dünyada Türkiye’de Ankara olacak, zaten uyursa fazla söze gerek yok pasaportsuz olarak öteki tarafa gideceğiz (Allah korusun). Efem işin şakası bir kenara kaladursun Yiğit ve ben siz bu yazıyı okurken kimbilir belki otobüse yeni bindik, belki bineli birkaç saat oldu, belki Kızılay’da kahvaltı yapıyoruz, belki de Ankara caddelerinde ring atıyor olacağız (ring atmak böyle çekirgemsi tavırlar içine girmek demek oluyor)… Benim geleceğimi duyan Ankara önemli tedbirler almış en acil olanından. Kriz masası oluşturmuşlar, felaket durumu için gerekli erzakları gidermişler. 2 gün yetecek kadar yemek stoklamışlar, Ankaralı Namık’ı da karşılama için hazırda bekletiyorlarmış :D. Ne gerek vardı efem (bu bölüme kadar güzel edebiyatımızın mükemmel abartma sanatlarından birine şahit oldunuz). Yolculuk öncesinde mp3 pileyırıma 489 mb’lık mp3 aşivledim en güzellerinden, şarj edilebilir GP marka pillerimizi doldurdum ki size sunacağım fotoğrafları çekerken makine “vıjııııık” diye kapanmasın. Onun dışında önemli başka bir hazırlığa gerek de yok zaten altı üstü 2 gün. Hmm Yiğitle yapacağım yolculuğa gelince henüz ben de bilmiyorum. Daha Konya sınırındayken ya o beni ya da ben onu aşağı atarım diye tahmin ediyorum. Tam enteresan birşey görüp uyandırdığımda “o ne ya yat uyu” diyecek. Ben de indircem kafasına (yolculukta uyumayı sevmeyen kişican modeli). Neyse efem bana şimdilik müsade, zaten vakit bulursam oradan da yazarım. Ben yokken ablam ve Cem sizlere eşlik edecekler.

Huhh (Camda Buhar Oluşturma Şeysi)

Birkaç gün öncesine kadar badem ağaçlarının şaşırıp çiçek açtığı, ayıların mevsimi şaşırıp kış uykusundan kalktığı ve buna benzer birçok olayın yaşandığı ülkemizde son günlerde inanılmaz hava şartları etkili olmaya başladı. Kar, yağmur ve Alanya’da olduğu gibi sadece soğuk hava. Ev dışında ceket, atkı, bere ve diğer kışlık malzemelerle, ev içinde de battaniye ile bütünleşiyorsunuz (şahsen ben öyleyim). Cama huhh dediğiniz anda isminizi yazabileceğiniz bir alan oluşturabiliyorsunuz ve belki de işin en güzel yanı bu. Gerçi isminizi yazarken anneniz görürse bir taarruza maruz kalabiliyorsunuz ki bu hiç hoş değil :). Bir de böyle soğuk havalarda arabalar çalışmaz ya; işte macera asıl o anda başlıyordur. Araba çalışmaz ve arabanın sahibi babacan yoldan her geçene “ya araba çalışmadı da bi el atıverin” şeklinde diyaloglara girer. Zaten birkaç kişi arabayı itekliyorsa korkulacak bir durum yok, çevreden her gören arabanın arka tarafına yapışır ve büyük bir topluluk arabayı itekler. Tabi araba çalışır çalışmaz o arabaya kalmış ama vatandaş bu vazifesini güzelce tamamlar. Eğer araba iteklenmesine rağmen çalışmıyorsa çok bilmiş babacanlar çıkar aradan. “Aç bakalım motor kaputunu” diye emreder araba sahibine, kaput açılır babacan birkaç yeri kurcalar ve “ya bunun içinde bir yerde arızası var, en iyisi tamirci çağıralım” der. Tabi bu esnada araba sahibi içinden, bildiği bütün küfürleri ederek babacanla akraba olur :).

Daha fazlasını oku

Güzel Haberler

Benim için güzel, sizin için hoş haberlerle yeniden birlikteyiz efem. ilk olarak Cinealanya‘dan Serkan Abinin bedava bilet ve afiş kampanyasını duyurayım. Bildiğiniz gibi pazar günü Cinealanya‘yı tanıtan bir yazı yazmıştım ve bunun akabinde Serkan Abi de duygulanıp buradan gidip üye olanlara bedava afiş ve sinema bileti sözü vermişti. Sistem şu şekil işleyecek, benim sitemi referans vererek oraya üye olduğunuzda çekilişe hak kazanacaksınız. Bunu da sağlamak için üye olurken adres kısmına “h-yaman” olarak not düşmeniz yeterli olacak.

Daha fazlasını oku