
h-yaman.com,Hemen Host sunucularında barındırılmaktadır.



Bloglara bakış açımız hepimizin farklı mutlaka. Bir kısmımız var ki hakikaten hobi maksatlı paylaşımlar yapıyor. Bir kısmımız herkes nasiplensin diye birşeyler üretmeye çalışıyor. Bir kısmımızda onu gelir kaynağı olarak görüyor maalesef. Maalesef diyorum çünkü artık çok beğendiğim blogları bile RSS dışında ziyaret etmemeye başladım. Bunun tek sorumlusu ise blog içinde yer alan reklamlar.
Beni takip edenlerin çoğunluğu Alanya’da yaşadığımı bilir. Alanya denizi, kumu, güneşi ile hatırlanan bir yer olsa da yerli halk için elbette durum daha farklı oluyor. Alanya’nın taktir ettiğim bir yönüdür ki interneti yaygın olarak kullanan, bilgisayar sistemlerini otomize etmiş firma sayısının çoğunluğudur. Ancak bunun yanında geçtiğimiz bir kaç aya kadar internet üzerinde portal niteliği taşıyan herhangibir yapılanma ortaya konulmamıştı. Ne resmi yani belediye bünyesinde ne de gayrı resmi yani bilişim firmaları tarafından ortaya konulmuş bir çalışma yoktu. Nihayet bu dediğim yapılanma Likya Yazılım tarafından oluşturuldu.
Hatırlıyorum da lise yıllarımda ayda en az üç tane bilgisayar dergisi alırdım. Bazı zamanlarda daha da fazla oluyordu. Hatta binbir fedakarlıkla, harçlıklarımdan arttırarak alırdım. Yeri gelir sinemaya gitmezdim ama yine de o dergileri alırdım. Sonra giderek bu sayı azalmaya başladı. Liseden sonra iki dergiye düştü. Sonra tek dergiye… Derken son sekiz ay içerisinde hiç bilgisayar dergisi almadığımın farkına vardım. Bunun nedenlerini de kendi bazımda çıkardım.
Son günlerde televizyonda beğenerek izlediğim iki reklam var. Birisi Pınar Sosis reklamı. Bi tane dişi olanından veletcan var ki evlere şenlik
Gerçekten Türkiye’den de güzel reklamların çıktığının güzel kanıtlarından birisi bence bu reklam. Bir diğeri de Coca Cola’nın yeni reklamı. “Bırr” diyen pengueni sanırım hepimiz izlemişizdir. O da çok dahiyane bir fikir olarak televizyonda gösterilmekte. Ben daha fazla baş ağrıtmadan bu güzel reklamları izleteyim sizlere.
Havaların soğuyacağı yerde ısındığı şu günlerde aynı zamanda beni benden alan grip hastalığını da bir peşin dört taksit şeklinde babama satmış bulunmaktayım
Bunun yanında iyileşir iyileşmez ilk yaptığım iş buzlu kola içmek oldu ve tabi ki iftardan sonra. Havaların yeniden sıcağa doğru büyümesinin sırrını çözemezken bir an önce yağmurların başlamasını diliyoruz.
Ekranlarımızı bu hafta başından itibaren bırrrrr die ses çıkaran insanların oynadığı Coca Cola reklamı şenlendirmeye başladı. Birkaç arkadaş bir araya gelip kola içince bırrrlamaya bile başladık, abartıp kusanlar oldu
Şaka bir yana bu reklam tuttu mu? Müslüm Baba karizmayı çizdirdi mi? Aysun’un öpmesinden Müslüm’ün bırrrlaması iyi midir? Tüm bu soruların cevabını bu yazımızda ele alacağız. Yazımız Ülker Halley tadında, nacizane fikirler eşliğinde ve stand-up seviyesinde devam edecektir. Bu yazıyı yazarken Coca Cola içtiğimi de belirtmek isterim. Bırrlayıp bırrrlamadığımı yazının sonunda yazılı ifade ile ifşa edeceğim. Şimdi gelelim reklama.
Bizim ajanslar da acaip reklam yapmaya çok meraklılar. Dün Türkcell’in indirim ile ilgili reklamını gördüm Kurtlar Vadisi arasında. Bizim uyuzmatik kişican Mexico’ya gider ve pasaport işlemleri sırasında aranan bir kişi oldupu ortaya çıkar. Daha sonra askerler gelip tutuklarlar. Daha doğrusu ilk önce “son bir isteğin var mı” diye sorarlar. Uyuzmatik de “annemle görüşecem” der. Annesi ile konuşur ve kendisini yakaladıklarını, bırakmadıklarını söyler. Annesi komutan ile görüşmek üzere telefona ister, bayağı uzun bir zaman diliminde konuşur, herkesin uykusu gelip uyur. Sonra uyuzmatik kaçar ve kurtulur. “Iyk” yani, nereden nereye bağlamış reklamı. Hadi tamam komik gelebilir ama çok acaip olmuş yahu. Onu bizim Türk polisine yapsana sıkıysa. He zaten olay neden Mexico’da geçiyor ben onu anlayabilmiş değilim. Gerçekten enteresan, hem de çok enteresan.
Bazen düşünüyorum da ne kadar enteresan bir milletiz. Mesela kağıt mendillere selpak diye hitap eden başka bir toplum yoktur sanırım. Örneklerini çoğaltabiliriz mesela iPod, cif, nescafe… Ancak anlaşmada sorun yok yani satıcıdan “hüseen abi ordan bi tane selpak” ver (Alanyalı canlar bazı kelimelerde tescillidir, şekil1 deki gibi Hüseeen derler sırf onun için “Hüseyin” ismimi kullandırmıyorum) dediğinizde “o ne lan” demiyor, direkt uzatıyor sana mentollüsünden bir tane kağıt mendil. Bugün dikkatimi çekti markette de ondan yazdım. Bir de reklamlardaki şu kaba sesli amcalar var ya onlardan bahsedeceğim. Cici cici bir oyuncak reklamı var, oldukça da sevimli. Ancak arka fondan amcam bir bağırıyor ki bırakın çocuk o oyuncağa ilgi duymayı, alsanız korkar vala :D. Bugünlerde bi tane çukulata reklamı var böyle bi amca çıkıyor konuşuyor sonra komik bir tip arkadan “korkutmadan söyle” diyor :D. Bayılıyorum o reklama hem ürüne hem de tiplemelere :D. Neyse günlük yaşantımıza dönelim biz yine. Dün sonunda muradıma erdim, ablamın azıma layık, soslu, pek bi güzel kekini yedim :D. Ablamın eline sağlık pek güzeldi. inşallah devamını da görmek isterim; şöyle havuçlu kekler, terbiyeli çorbalar, kıymalı dolmalar filan :D. Ahh ahh yemek mevzusuna bir girince çıkamıyorum nedense. Küçükken ben böyle değildim aslında çok az yerdim. Hatta bazı resimlerimde kemiklerimi sayabilmeniz mümkün (gerçi şimdi de çok değişik değil ya neyse). Yakında ülke ben ve benim gibi birkaç kişican tarafından kıtlığa girecek Allah korusun. Gördüm mü dayanamıyorum anacım napim, yemek görünce radarlar devreye geçiyor, “auto mode” bişey yapamıyorum :D. Düşündüğüm bir şey daha var; acaba benden bir tane daha olsa ne olurdu? Cevabını da düşündüm; ülkeler işbirliği yapıp “koruma, kollama” derneği açarlardı :D. Avea’nın da 9333 hattındaki bilgisayar çıldırmış. Akşam aradığımda günaydın, sabah aradığımda iyi geceler diyor. Ee bitti!!! :D.
