
h-yaman.com,Hemen Host sunucularında barındırılmaktadır.



Birçok çalışan için işyerinde Messenger kullanmak çileden başka birşey olmuyor. Patron, müdür ya da şef korkusu oluyor sürekli. Çünkü patronlar genelde Messenger ile konuşan çalışanlarını boş işle uğraşıyor diye nitelendirmektedirler. Fakat kendileri nedense bu boş işi çalışanından daha fazla yapıyor
Neyse konumuz bu değil. İşyerinde üst korkusu yaşayanlar için ufak rehber tarzı bir yazı hazırlayarak Messenger ile korkusuzca konuşma yollarını göstermeye çalıştım. Şunu bilin ki işyerinde ben de babamdan aynı korkuyu hissediyorum
Bu da aklıma patronların hepsi aynıdır imajını getiriyor.
Daha önce Facebook ile ilgili yazdığım yazıların genelinde Facebook‘un kendini yenileyememesinden buna bağlı olarak da talebin zamanla doğru orantılı olarak azalacağından dert yanmıştım. Çünkü ilk patlama ile birlikte birçok kişi üye olmuş sonrasında ise gün gün ziyaret kitlesinde azalmalar olmaya başlamıştı. Geçtiğimiz günlerde Facebook Türk kullanıcıların durumunu göz önüne almış olmalı ki Türkçe dilde yayın yapmaya hazırlanmaya ve çevirileri hızlı bir şekilde devam ettirmeye başladı. Bu bizim için güzel bir gelişmeydi elbette. Çünkü o kadar kullanıcıya sahip Youtube bile Türkçe yayın için bir girişimde bulunmadı. Bununla birlikte şimdi de sohbet uygulamasını kullanıcıların hizmetine sundu.
Ülkemizde internet kullanıcılarının sayısı gün geçtikçe artıyor. Dışarıdan bakılınca aslında bu durum iyi gibi görünüyor. Fakat internetin, daha doğrusu web sitelerinin amaçları dışında kullanılması ile bu durumun pek iyiye gitmediğini üzülerek söyleyebiliriz. Ya da başka bir deyişle internet kültürümüz çok zayıf olduğunu ve bilinçli kullanıcıların sayısının bir hayli az olduğunu söyleyebiliriz. Sadece web siteleri değil tabi ki bunların yanında anlık iletişim programları ve buna benzer platformlar da amaçlarının dışında kullanıyor birçok kişi tarafından ülkemizde. Bu yazıda amacının dışında kullanılan ve dikkatimi çeken bazı internet nimetlerine gözatacağız. Bunlar tamamen kişisel düşüncelerim olup hiçbir baskıya maruz kalmadan da yazdığımı belirtmek isterim.
Yeni bir haber turu ile daha karşınızdayız. Bu haftaki turumuza Blograzzi’de yapılan birkaç yenilik ile başlayalım. Blograzzi’ye forum bölümü açıldı. Forumda ise şimdiden tartışılacak konular açılmaya başlandı. Hatta açtığı bir başlıktan dolayı yalanları gün ışığına çıkan bir genç Blograzzi’den ihraç edildi.
Çalışma aşkıyla yanıp tutuşan öyle bir belediyeye sahibiz ki anlatmak değil yaşamak lazım. Saatlerin akrepleri henüz 6′nın yelkovanları da 12′nin üstündeyken ekipler gelip büyük bir gürültü ile iş makinelerini çalıştırıp kaldırım çalışmalarına başlıyorlar. Biz cümle mahalle sakinleri ise büyük bir korku ve endişe ile yataktan fırlayıp bu sesin nereden geldiğine bakıyoruz, çünkü belediye ekiplerinin sabahın bu kadar erken saatinde böyle bir rezalete imza atacağı kimsenin aklına gelmiyor. Gece çok geç uyumayı bir kenara bıraktım da gözlerimin uykusuzluktan şiştiğini gördükçe içim eriyor
Kardeşim kaldırımı kaçıran mı var? Saat 8′de başlasanız ne olur sanki. Mesela evin arkasındaki çöpte biriken kartonları belediyeye açtığımız 6. telefon sonunda kaldırtabilmiştik.
Çok uzun bir süredir yayında olan Sadece bir tane siteye girme sınırınız olsaydı hangisini tercih ederdiniz? sorulu anketimiz nihayet değişip yerini yeni bir ankete bırakmış durumda. Yeni anketin konusu da bloglama ile ilgili düşünceleri almaktır. Önceki anketimizde toplam 1734 oy kullanılmış. Bu oy oranlarına göre sonuçlar şu şekilde:
Uykulu gözlerle bilgisayarın başına geçmek gerçekten çok ilginç bir duygu. Özellikle çalışanlar yok mu? Onlar daha da ilginç. Dişican grupları daha uyanmamıştır ancak mutlaka MSN’de “günün dedikodusu” eylemini gerçekleştirebileceği bir arkadaşı vardır. O da yetmez gidip “Hürriyet Kelebek” ve türdeşlerini okur
Ya biz kişicanlar, sanki dişicanlardan bir farkımız var. Mesela kendimden örnekleme yapacak olursam sabahın köründe MSN’e giriyorum ve her sabah Serhat orada beni bekliyor
Selamlaşmamız akıllara zarar zaten ona hiç girmek bile istemiyorum. MSN’de sohbet yaptıkdan sonra doğru Fanatik gazetesinin spor başlıklarına gözatarım ki bu durum birçok kişican kullanıcının aynasıdır. Bir de rüyasında benim gibi bilgisayar görenler vardır. Biz kendimize bir isim bulamadık, siz gereken ismi yazarsınız bi zahmet
Öncelikle 100. yılında şampiyon olan Fenerbahçe’yi tebrik ediyorum bir Beşiktaşlı olarak. Her ne kadar bu sene Türkiye ligini takip etmemiş olsam da son 3 haftadaki çekişmeyi görmüştüm. Daha önce de bir yazımda yayıla yayıla yer verdiğim gibi Türkiye ligi artık beni sıkıyor. Daha doğrusu söylentiler insanın canını sıkıyor. Sanki şampiyon olan her takım birilerine bağış yaparak büyük rüşvetler yedirerek şampiyon oluyormuş gibiydi. Özellikle bu sezon Beşiktaş’da olduğu gibi. iyi ki şampiyon olmadık değilse çok olaylar çıkacaktı. Zamanı geçti belki ama ben yine de fikrimi söylemek istiyorum; Beşiktaş, Kayseri ile oynadığı kupa finali maçına göre de o kupayı hak etmedi. Ne adına yakışır bir oyun oynadı ne de başka birşey. Şans eseri bulduğu bir golle kupayı aldı. Maç esnasında Yiğit ile telefon görüşmesi yapmış ve “inşallah alamayız” demiştim. Fakat ters etki yapıp kupayı aldık. Sevindim mi? Hayır, bilakis üzüldüm Kayseri adına. Kaldı ki şampiyon olsaydık daha da üzülecektim. Ama iyisi oldu en azından hak etmiş görünen Fenerbahçe şampiyon oldu. Şimdi takımın başına Lucescu gelecek söylentileri var inşallah da olur. Maç faslından sonra herhangibir hazırlık yapamadığım geçmiş anneler gününü kutluyorum, annelerimizin.
Bazen düşünüyorum da acaba internet olmasaydı nasıl bi hayatımız olurdu? Şimdi bulunduğumuz konumun neresinde olurduk? Birkaç haftadır düşündüğüm bu sorular akşam iki saate yakın internetsiz kalmam ile birlikte şekillenip yazı haline geldi. internet, biz fark etmesek de hayatımızın içine işlemiş olan bir kültür oldu. Anlık ileti programlamları, paylaşım siteleri, web 2.0, e-ticaret ve aklınıza gelebilecek dünya kadar olanak hayatımızın merkezine oturdu. Peki tarihde internet icad edilmeseydi şimdi hangi durumda olurduk acaba?
Günümüzün iletişim araçlarından birisi de MSN oldu. Cep telefonu gibi artık o da her kesime hitap ediyor, kullanmayana halk arasında hor gözle bakılıyor, interneti olup da kullanmayanlara kötü gözle bakılıyor. Kız arkadaşı ile yazışmak isteyenlerin, başka şehirde akrabaları ile sesli ve görüntülü konuşma yapabilme arzusu içinde olanların ve nicelerinin isteklerine cevap veriyor Messenger. Hatta olayı abartıp ofiste yan masadaki arkadaşına seslenmek yerine messenger üzerinden titreşim gönderenler bile var. Hatta ve hatta dışarıdan bakıldığında deli gibi görünürcesine karşıdakinin yazdıklarına gülenlerimiz bile var. Ancak ner çokluk olda “tsunami” diye boşuna söylemeyen atalarımız bu konuda da haklı çıkıyor. Tabi ki messenger kapkaçcılarından bahsediyorum. Şifreniz çalınıyor, kontör isteniyor ve buna benzer birçok olay mevcut. Özellikle son birkaç haftadır yine doruklara çıktı bu olaylar ve birçok kişinin canı yandı. Peki çözümü nedir? Ne gibi önlemler alınabilir? Bu yazımda bazı püf noktalarına değineceğim.
