hayat Arşiv

Behlül Kaçar

Ailecek izlemediğimiz daha doğrusu annemlerin izleyip benim gündüzleri tekrarlarına göz attığım Aşkı Memnu nihayet bitti. Finalin hazırlıkları geniş çaptaydı. Birkaç hafta öncesinden Facebook’daki cenaze grubuna katıldım, etkinliklerimde şu anda bir cenaze görünüyor. O da birşey mi deyip akşam mağazamızın ön vitrinindeki televiyonlarda dünya kupası maçı yerine Aşkı Memnu finalini yayınladık. Kameradan gördüm birkaç bıyıklı, yaşını

Son Günlerde Ben

26 Mart tarihinden bu yana bloga birşeyler karalayamadım maalesef. Bunun birçok nedeni var tabi ki. Öncelikle geçen hafta vermek zorunda olduğum vize sınavım engel oldu. Malum hazırlanmak ve sınava girmek biraz zaman aldı. Bu yetmezmiş gibi işlerin üst üste binmesi tamamen beni internetten sildi. Sonrasında da BeyazBlog‘u ilgilendirecek bir seminere katıldım. Gelişmelerini veya meyvelerini oradan

Aslında Buralardayım

Yazı yazamıyorum ama neredeyse büyük vaktim internet ile geçiyor. Sabahın ilk saatlerinde kafamın içinde tilkiler olmadığı için derslere bakıyorum ki sınıfta kalmayayım, milletin diline düşmeyeyim diye. Aslında iyi de oldu. İlk defa bir sınavın çalışmalarına bu kadar erken ve ciddi başladım tek başıma. Oldukça iyi yerdeyim konularda ve iyi olacak sınavlar.

Kendimden Haberler

Ne zaman cihazın başına oturup bloguma birşeyler yazmaya başlasam babam arkadan ses edip iş veriyor. Kendisine nasıl denk getirdiğini sorsam mı diye düşünüyorum.  Neyse ki şimdi kendisinin yakınlarımda olmadığı bir anı bulup kendimden bir haber vereyim, hayatta olduğumu bildireyim dedim. Gerçi zaten Friend Feed‘de gün içinde kendimden ara ara haberdar ediyorum.

Hayattan Karelerim

Ablamı da internette sosyal bir kişilik yapma çabaları ile devam eden hayatımın bu bölümünde oldukça yorgun olduğum gözleniyor. Uzun çok uzun zamandır bu kategoride kendime ait, günlük yaşantıdan yazmamanın verdiği gaz ile şöyle kendimden milleti bir haberdar edeyim dedim. Aslında buraya günlük yaşantıdan yazmamamın tek sebebi Friend Feed ve Twitter denen icatlardır. Kendileri benim buraya

Yaza Giriş

Sınavları nihayet geride bırakıp yaz moduna yavaş yavaş giriyorum. Yaz modunda internet hayatımı düzene koymaya yönelik projelerim var. Mesela çok kısa bir zamanda yeni bir blog projesi ile karşınıza çıkmaya hazırlanıyorum. onun yanında yeni tasarımlar ile de aynı şekilde karşınıza çıkacağım. Bunların yanında içerikleri bir düzene de koyacağım elbette. Son yazılarımda her ne kadar günlük

Görgüsüzlük

Görgüsüz diye tabir edilen insanlar vardır. Bunlar halka açık yerlerde her daim bulunurlar. Kapalı alanlarda da bulunmaları yüksek bir ihtimaldir. Kimisi parasıyla, kimisi tipiyle görgüsüzlük yapar. En büyük görgüsüzlükler okumuş cahiller tarafından yapılmaktadır. Bu tiplerin rastladığım özelliklerinden bazılarını paylaşayım.

Pazar Gününe Dair

Pazar günlerini son iki senedir çok severim. Önceden pazar gelince yapacak birşey olmayıp hep bilgisayarın başında sanallaşıp uzak diyarları giderdi kafam. Eğer bilgisayar başında olmazsam da muhtemelen aile tarafından seçilen bir alışveriş merkezinde saatler öldürüp kendimi tırlamardım. Diğer insanlar tatilde dinlenirken ben aslında yorulmak için elimden geleni arkama koymamış oluyordum.

Evde Durumlar

Akşam havayı normal seyrinde bırakıp sabah uyanınca yağmurla uyanırsanız ilginçtir, tuhaf gelir insana. Bunda tavuk gibi erkenden yatmanın etkisi de çok büyüktür. Şişmiş gözlerle, uykulu uykulu caddeden gelen arabalara bakıp “aaa bak bu suyu az sıçrattı” demek gerçekten daha uyanılmadığının göstergesidir. Böyle kurgularla yaşayan bir insanın üzerine sabah vakitlerinde pek gidilmez, asabinin kralı olunabilir.

Baş Ağrısı ve Sebeplerim

Bu baş ağrıları beni mahvetti. Başağrıma da birçok sebep var. Akşam akşam Fenebahçe yapabileceğinin en kötüsünü yaptı. Hayır zaten başta hata vardı. Aregones denen adamı sen tut İspanya’ya Euro 2008’i aldırttı diye takımın başına getir. İspanya’nın başında Aregones değil de ben olsaydım o takım o kupayı yine alırdı. Hatta teknik direktör olmadan da alırdı. Hepsi