
h-yaman.com,Hemen Host sunucularında barındırılmaktadır.



Pazar günlerini son iki senedir çok severim. Önceden pazar gelince yapacak birşey olmayıp hep bilgisayarın başında sanallaşıp uzak diyarları giderdi kafam. Eğer bilgisayar başında olmazsam da muhtemelen aile tarafından seçilen bir alışveriş merkezinde saatler öldürüp kendimi tırlamardım. Diğer insanlar tatilde dinlenirken ben aslında yorulmak için elimden geleni arkama koymamış oluyordum.
Akşam havayı normal seyrinde bırakıp sabah uyanınca yağmurla uyanırsanız ilginçtir, tuhaf gelir insana. Bunda tavuk gibi erkenden yatmanın etkisi de çok büyüktür. Şişmiş gözlerle, uykulu uykulu caddeden gelen arabalara bakıp “aaa bak bu suyu az sıçrattı” demek gerçekten daha uyanılmadığının göstergesidir. Böyle kurgularla yaşayan bir insanın üzerine sabah vakitlerinde pek gidilmez, asabinin kralı olunabilir.
Bu baş ağrıları beni mahvetti. Başağrıma da birçok sebep var. Akşam akşam Fenebahçe yapabileceğinin en kötüsünü yaptı. Hayır zaten başta hata vardı. Aregones denen adamı sen tut İspanya’ya Euro 2008′i aldırttı diye takımın başına getir. İspanya’nın başında Aregones değil de ben olsaydım o takım o kupayı yine alırdı. Hatta teknik direktör olmadan da alırdı. Hepsi yıldız hepsi yetenekli oyuncular. Sen böyle bir adama emanet et geçen senenin güzel Şampiyonlar Ligi takımını sonra umut bağla, peh. Sonuç ortada, bir dakikada iki gol yiyen bir takım.
Eylül ayı başında bütünleme sınavları ile başımın dertte olduğunu birçok yerden duyurmuştum. Lisedeki gibi çalışmayı son anlara kadar bırakma hurum hiç geçmedi. Sınava 15-20 gün kala çalışmaya başlayıp sınavda çok güzel düşük puan alırım. Bütünlemeler zaten benim için varlar. Geçen sene de bütünlemede geçtiğim sınıfı yine bütünlemede geçtim. Sevincim daha önce görülmüş türden değil.
Akşam bilgisayarın başında otururken ani bir fren sesi ve arkasından çarpma sesi geldi. Kendimi hemen balkona attım. Pek severim böyle alengirli işleri. Kavga, kaza, polis amcaların yaptıkları ehliyet ve kask kontrollerini; adrenalin patlaması ile desteklenmiş müthiç bir heyecan içinde izlerim. Balkondan ilk başta seçemedim ne olduğunu fakat sonradan anlaşıldı ki müthiş bir dişican son sürat giderken yaptğı manevranın altında kalmış. O değil, asıl dikkat çeken şey ise etrafta ne kadar kişican, babacan yardımsever varsa oraya koşturup gelmesiydi. Birkaç piyasa arabası yolunu değiştirip yardım için durdular
Vızır vızır dolaşıp da her seferinde gelip kolumun üstüne konuyordu. Her seferinde enfes bir kaşıntı ile irkiliyordum. Kaşıya kaşıya yara yapıyordum kolumu. Ya ağayım? Kıpkırmızı şimdilerde. Kaşırken parçalayasım geliyor oramı buramı. Sonra bir baktım ki bu iş öyle böyle olacak değil. Her tarafım o yaratık tarafından mıncıklanmış. Acil çözüm paketlerinden birini hemen devreye geçirdim.
Ne acayiptir ki ne zaman alışverişe gitsem marketteki hoş kokulu banyo parfümlerini açıp koklama isteği oluşuyor içimde. Hatta açıp kokluyorum da. Koklarken kendimden geçip “ne güzel içilirdi bu şimdi” diyorum kendi içimden. Standın önünden geçenler olmasa belki onu da yaparım. Çünkü ben bunlara çok uzak değilim. Çok çok ufakken, daha cünyırken, kısa pantolon giyerken toz Vim içmiştim. Çocukluğumdan beri severim böyle kokuları. Tinerdir, Bally’dir, çamaşır suyudur, benzindir, mazottur…
Az konuşup çok yediğim şu günlerde havanın istikrarsız seyri de beni çileden çıkartmıyor değil. Bugün yazdan kalma, yarın kışa dönme tarzında sürüp gidiyor. Ben ise kafamı devekuşu gibi gömüp ders çalışmaya çalışıyorum. Evet, çok verimli olmadığı kesin. iktisat’daki Tekel Piyasası’na girdiğim anda aklıma Telekom geliyor, AKP geliyor. Sinirden yapraklara bakış atarak çürütüyorum onları.
Baharın geldiği ciddi anlamda fark ediliyor. Güneş daha bir ısıtıcı olurken mükemmel havanın tadını çıkaran bizler sokağa dökülüyoruz. Arabayı bırakıp motora yoğunlaşıyor keyfimize keyif katıyoruz. Keyfimizi tek etkileyen elbette bu değil. Başlıktan da anlaşılacağı üzere dün akşam 137 haftadan sonra liderlik koltuğuna oturan Beşiktaş da keyfimize keyif katıyor.
Koskoca 29 günü geride bırakıp Mart ayının cazibedar günlerine kavuşmuş oluyoruz. Aslında Mart ayından korkmaya başladım ben. Zira Mart ayında oluyor bütün terslikler hayatımda. Mesela bknz geçen sene kara böcükler mertebesinde kötü olaylar yaşamıştım. Onun için Mart ayında pek çok kez dikkatli olmam gerekmekte. Bir de bütün eş dost bu ayda doğmuş. Ekonomimi çok ciddi açıdan mahvediyor. Annem, kardeşim (ikisi aynı gün), dayım, ablam
Allah bol kazançlar vere de ekonomik olarak allak bullak olmayalım
